Uyku ve Uykuda Solunum Bozuklukları Tedavileri
POLİSOMNOGRAFİ; HORLAMA VE UYKU APNESİ
Uyku apnesi (sadece apne olarak da bilinir), uyku sırasındaki solunum duraklamalarından kaynaklanan ve uyku düzeninin bozulmasına sebep olan önemli bir hastalıktır. Uyku apnesi uykuda hava akımının en az 10 saniye süreyle normal değerinin altına düşmesi ile tanımlanabilir. Uykudaki solunum duraklamaları sonucunda kandaki oksijen miktarı azalır ve karbondioksit miktarı artar.Uyku apnesi merkezi sinir sistemindeki bir problem nedeniyle (merkezi uyku apnesi) veya solunum yollarındaki bir tıkanıklık nedeniyle (tıkayıcı uyku apnesi) oluşabilir. Bazen de bu her iki durum birlikte olmaktadır (bileşik uyku apnesi). Bu hastalığın değerlendirilmesinde sadece solunumun durması (apne) değil aynı zamanda solunumun azalması (hipopne) da hesaba katılmaktadır. Yüksek tansiyon, gürültülü horlama, yorgunluk, aşırı sinirlilik, depresyon, unutkanlık, konsantrasyon bozukluğu, sabah baş ağrısı, kontrol edilemeyen şişmanlama, uykuda terleme, sık idrara çıkma, mide yanması gibi sorunlar uyku apnesinin sonuçları olarak ortaya çıkabilir. Hastalarda, hastalığın seviyesine göre bu sorunların biri, birden fazlası ya da hepsi birden görülebilir. Uyku apnesi belirtilerini gösteren ve benzer şikayetlere neden olan değişik uyku bozukluğu hastalıkları da vardır. Bu nedenle uyku apnesinin kesin teşhisi ve şiddetinin ölçülebilmesi laboratuvarda yapılan uyku çalışması adı verilen gelişmiş bir teknikle mümkündür. Uyku laboratuvarlarında "poligrafik tetkik" adı verilen incelemelerin yapılması gerekmektedir. Uyku sırasında birçok parametrenin kaydedildiği "poligrafik tetkik", beyin bölgelerinin aktiviteleri, uykunun yapısı ve uyku bozuklukları hakkında sağlıklı ve bilimsel bilgiler veren modern bir laboratuvar yöntemidir.
Bu hastalık ne kadar ciddîdir?
Çağımızın önemli rahatsızlıklarından biri olarak kabul edilen uyku apnesi, önlem alınmadığı takdirde ölümle sonuçlanabilmektedir. Hastalığın bu denli ciddi sonuçları olduğu toplum içinde çok fazla bilinmemektedir. Bu hastalığa yakalanan kişilerin büyük bir çoğunluğu hastalığı fark etmedikleri ya da önemsemedikleri için genellikle hekime gitmemektedirler. Solunum durmaları (apne) veya azalmaları (hipopne) gece içinde yüzlerce defa tekrarlayabilmekte ve bunların ancak çok az bir kısmı hastanın yakınları tarafından fark edilmektedir. Bu nedenlerle ve doğuracağı sonuçlar bakımından uyku apnesi uzmanlarca sinsi ilerleyen bir hastalık olarak nitelendirilmektedir. Uyku apnesi acil tedavi gerektiren hayati bir hastalıktır. Zamanında tedavi edilemezse kalp krizi, felç, düzensiz kalp atışları gibi sorunlara yol açar. Ayrıca kazalara, iş verimsizliğine ve sosyal problemlere neden olabilen gün içi aşırı uyku haline sebep olur. Gündüz uykululuğun trafik kazalarına da yol açtığı yapılan çalışmalarla gösterilmiştir.
Uykuda nefesin durması
Apneli hastalarda 10 saniyeden başlayan solunum duraklamaları bir dakikadan fazla sürelere kadar devam edebilir. Uykuları boyunca saatte 10’dan fazla tekrarlayan, 10 saniyeden bir dakikaya varan nefes durmaları ile boğulurcasına mücadele eden kişilerde uyku ve oksijen yetersizliği oluşmaktadır. Bunların sonucu olarak hastalarda büyük sorunlara rastlanmaktadır.
Uyku sorunlarının varlığı nasıl tespit ediliyor?
Uyku ve uykuda solunum bozuklukları laboratuvarında bir gece yatış sonrasında, yaklaşık 85 hastalık taranabiliyor. Uyku hemşiresinin tüm gece gözlemi altında hastaya yaklaşık 20 kablo bağlanıyor. Ve elde edilen veriler bilgisayara aktarılıyor. Veriler sonrasında uykuda solunum bozukluğu ağırlıklı olmak üzere; uyurgezerlik, uykuda davranış bozukluğu, REM davranış bozukluğu başta olmak üzere, sadece uykuda görülen sara hastalıkları da ayırt edilebiliyor.
Hastalık nasıl tedavi ediliyor?
Öncelikle hasta uyku laboratuvarında iki gece yatıyor. Bu sırada uyku ile ilgili tüm bilgiler alınıyor ve tanı ve tedavi aynı yerde yapılıyor. Bazı hastalarda şiddetli horlama olmamakla birlikte ekstremite yani vücut hareketleri ve huzursuz bacak sendromuna bağlı olarak gece uyanmaları olabiliyor. Elde edilen verilere dayalı olarak tanı konuluyor. Eğer hastada tıkayıcı tipte apne tespit edilirse ikinci gece tekrar çağrılıyor. Ve hastanın nefesi durduğunda ona belli bir basınçla oksijen vermeyi sağlayan Cpap cihazı titrasyonu ayarlanıyor. Eğer hastanın bademcikleri çok büyükse ya da yolu tıkayıcı farklı bir şey varsa cerrahi olarak öncelikle ameliyat ediliyor. Böyle bir durum yoksa ikinci gece Cpap’daki basınç ayarı yapılıyor. Hasta ömrü boyunca uyurken bu maskeyi kullanıyor. Başlangıçta kullanımı zor gibi gelse de gece konforlu uyku sağlayan bu cihaza zamanla alışılıyor. Gözlük gibi vücudun bir parçası haline geliyor.