Sporcu beslenmesi
Sporcu Beslenmesi
Sporla ilgilenmeye başladığınızda şunu çok net fark ediyorsunuz: Ne yediğiniz, nasıl antrenman yaptığınız kadar belirleyici. Hatta bazen daha bile fazla. Aynı programı uygulayan iki sporcudan birinin daha çabuk toparlanıp diğerinin sürekli yorgun hissetmesinin nedeni çoğu zaman tabakta yatıyor.Sporcu beslenmesi aslında tek bir kalıba sığmaz. Yapılan sporun türü, süresi, yoğunluğu, kişinin yaşı, cinsiyeti ve hedefi (performans artışı, kas kazanımı, kilo kontrolü gibi) bu işin yönünü belirler. Dayanıklılık sporu yapan biriyle kuvvet ağırlıklı çalışan birinin ihtiyacı doğal olarak aynı değildir.Enerji meselesi burada kilit noktadır. Spor yapan vücut, normalden daha fazla enerji harcar. Bu enerji doğru kaynaklardan gelmezse performans düşer, sakatlık riski artar, toparlanma süresi uzar. Karbonhidratlar bu açıdan sporcunun yakıtıdır. Tam tahıllar, meyveler, sebzeler ve baklagiller antrenman öncesi ve sonrası dengeli şekilde yer almalıdır. Karbonhidrattan tamamen kaçınmak kısa vadede kilo kaybı gibi görünse de uzun vadede performansı ciddi şekilde baltalar.Protein ise işin onarım tarafında devreye girer. Antrenman sırasında kaslarda oluşan mikro hasarların onarılması ve kas gelişimi için yeterli protein alımı şarttır. Et, tavuk, balık, yumurta, süt ürünleri ve bitkisel protein kaynakları gün içine dengeli yayılmalıdır. “Ne kadar çok protein o kadar iyi” düşüncesi ise doğru değildir; ihtiyaçtan fazlası fayda sağlamaz.Yağlar çoğu zaman haksız yere suçlanır. Oysa doğru yağlar hormon dengesi, eklem sağlığı ve uzun süreli enerji için gereklidir. Zeytinyağı, avokado, ceviz, badem gibi kaynaklar sporcu beslenmesinde mutlaka yer bulmalıdır.Bir de genelde ihmal edilen ama etkisi büyük olan konu var: su. Hafif bir sıvı kaybı bile performansı gözle görülür şekilde düşürür. Antrenman öncesi, sırası ve sonrasında su içmek bir alışkanlık haline gelmelidir. Uzun ve yoğun antrenmanlarda elektrolit dengesi de göz önünde bulundurulmalıdır.Zamanlama da en az içerik kadar önemlidir. Aç karnına yapılan ağır antrenmanlar ya da antrenman sonrası saatlerce yemek yememek, vücudu gereksiz strese sokar. Antrenman sonrası ilk 30–60 dakika, toparlanma açısından altın değerindedir.Sonuç olarak sporcu beslenmesi bir “yasaklar listesi” değildir. Aksine, vücudu dinlemeyi, ihtiyaca göre beslemeyi öğrenme sürecidir. Doğru planlandığında hem performans artar hem de spor yapmak çok daha keyifli hale gelir. Çünkü iyi beslenen bir vücut, yaptığı işin karşılığını verir.